10 Eylül 2014 Çarşamba

Bağımlı ve Bağımsız - Can Çavuşoğlu | Söyleşi




Yarışmasını yaptığımız Bağımlı ve Bağımsız kitabının yazarıyla bir söyleş gerçekleştirmek ve istedik ve bizi kırmayıp isteğimizi kabul etti. Öncelikle isteğimizi kabul ettiği için Can Çavuşoğlu'na çok teşekkür ederim. 
Ayrıca yarışmaya katılmak isteyenler buradan katılabilirsiniz.

-Bu kitabı yazarken hedeflediğiniz amaç nedir? 
Bu kitap, kendimi topluma cinsel kimliğimle açıkça ifade ettiğim bir dönüm noktası, hayatın heteroseksüel tiyatrosunu bir daha geri dönmemek üzere terk edişimdi. Yaktım ben o sahneyi. Çevrem beni artık öyle görmeyecek, senaristler, diğer oyuncular ve kostümler, hepsini geride bıraktım. İsteyen yerime buyursun.

-Kitaptaki olayın gerçekle ilişkisi var mı? Yazarken gerçek olaylardan esinlenmeyi sever misiniz?
Romanımdaki olaylar bir kurgudan ibaret ama gerçek bir karakterin benim gözlemlerim ve deneyimlerimden yola çıkmış bir kurgu. İkinci bölümde bizzat yazar olarak hikayeye dahil olmam bunun bir göstergesi. Mekanlar bildiğim, bolca zamanımın geçtiği yerler. Karakterlerin toplumdaki pozisyonları, kıyafet ve konuşmaları yine kendime yakın bulduğum, değer verdiğim kişilere ait. Hatıralarımda iz bırakan, özel insanlar bunlar. Gerçek olaylardan esinlenmek derken yazım aşamasında benim gerçekliğim şekil değiştirir ve yazdığım gerçekliğe dönüşürüm. O yüzden geneline gerçek demeyi tercih ediyorum. Bir kurban ölür, eminim ki dünyanın bir yerinde o şekilde bir kişi mutlaka ölmüştür. Sonrasında ufak bir törenle, kelimelerimde bile olsa ölen kişinin ruhuyla vedalaşırım. 

-Kitaptaki cinayet olayını hangi duygularla yazdınız?
Öncelikle her insanın içinde bir katilin saklandığına inanıyorum. Katil derken her zaman aklınıza birini öldüren caniler gelmesin. Mesela şu anda dünya üzerinde milyonlarca kişi başka birilerinin ölmesi için dua ediyor. Ya da kişi kendisinin katili olabiliyor. Farkındayım, birinin ölümünü kurgulamak bazılarına göre oldukça can sıkıcı, düşünmesi bile tüyleri ürpertiyor. Ama hayatın bir de karanlık yüzü var. Her gün gazetelerde aralıksız cinayet haberleri yayınlanıyor. Neden düğün gibi mutluluk haberleri yok? Demek ki cinayetler mutluluklardan daha fazla ilgimizi çekiyor. İçimizdeki katili hedef alan "Adam katliam yapmış be, vay cani" dediğimiz, "İdam cezası geri gelsin" ile bitirmeye çalıştığımız doyumsuz açlık bu. Sadece farkında değiliz. Benim yaptığımsa onların içindeki katillerden beslenerek onların "Mükemmel bir cinayeti" okumalarını sağlamak. 

-Bu kitaptan sonra kitaplar yayınlamayı düşünüyor musunuz? Projeleriniz neler?
Bağımlı ve Bağımsız'ı tamamlayan üçlemenin son halkası, Yavru Aslan gelişimine devam ediyor. Kendi hikayem istediğim noktaya geldiği an geçmişe saracağım ve Yavru Aslan'ı yazacağım. Şu sıralar hayatın karanlık yüzü, ölümle yüzleşmeye devam ediyorum. Yeni romanım için okumalarıma başladım. Bir önceki kitabımda olduğu gibi kurgusunu yine bilimsel gerçekler ve araştırmalar üzerine oturmaya başlıyorum. Zaten benim için en kolay olanı yazmaktır. Hazırlık dönemi, fikirleri pişirmem, detayları bir şema haline dönüştürmem, karakterlerin şekillenmesi, mekan incelemeleri derken asıl zamanımı bu kısımlar alıyor.

-Hayatınızda yer edinmiş kitaplar nelerdir?
Trevenian'ın Şibumi'si bir klasiktir. Edger Allan Poe'nun bütün eserleri. Tarih okumayı seviyorum Reha Çamuroğlu'nun bütün kitapları. Agatha Christie'nin On Küçük Zenci'si çok iyidir. Tabi bir de klasikler var, Sefiller, Dönüşüm, sayarak bitmez.

-Niçin Amerika'da yaşamayı tercih ettiniz?
Küçüklüğümden beri ailem dolayısıyla, eğitim amaçlı olsun ikinci adresim hep Amerika iken artık evim durumuna geldi. İlk sebepten dolayı, öncelikle romanımda "bağımlılık" konusunu işliyorum; hayatın kendisinin bir bağımlılık olduğu, içinde yaşayanlarla ve onların hikayeleriyle, kaderleriyle, seçimleriyle ve hatalarıyla bir bütünü ifade ederken, "bağımsız"da nasıl sistemin dışına çıkıp toplumun dayattığı her türlü kimlikten ve önermeden sıyrılabileceğimizi aktarıyorum. Bu açıdan yeni bir başlangıç yapmam gerekti. Bağımsızlığı kendi özümde yaşamalıydım. İkincisi de malesef ülkemizde siyaset, insan hakları ve hukuk gibi kavramlar taşıyamayacağım, daha doğrusu daha doğrusu seyircisi olmak istemediğim bir noktaya doğru gidiyor. Müdahale de edemeyeceğime göre kendi psikolojim ve verimliliğim açısından o kaostan şimdilik uzak durmak doğru diye düşündüm. Yanılmamışım...

-Kitap yazmak hep hayaliniz miydi? Basım sırasında en çok desteği kim sağladı ve zorluklar yaşadınız mı? 
Benim hayatım hep sürprizlerle doludur. Hayal ettiklerim değil de hiç gündemimde olmayan, kariyer, ilişki, proje bir bakmışım gerçeğe dönüşmüş, hep istediğimden fazlası olmuştur. O yüzden kişisel gelişimime devam ederken bir yandan da kendimi hayatın sürprizlerine bırakmış durumdayım. Buradan hareketle romanımın da yazılması gerekiyordu. Akış şemasını çıkarınca ne kadar çok destekleyici materyale sahip olduğumu gördüm. Bunlar meğer zaman içinde birikmiş... Teknoloji çok ilerledi, bilgi artık neredeyse ayağımıza geliyor. Korkmadan, eleştiriyi önemli bir erdem kabul ederek herkesin öncelikle kendine zaman ayırıp yazmasını istiyorum. Kendimiz için yazmalıyız... Sizleri, uçsuz bucaksız, keşfedilmemiş bir dünyaya davet ediyorum, sizin gerçek dünyanız.
Genç, vizyoner, kitap aşığı ve aynı zamanda başarılı bir yazar olan Yusuf Gürer'in kurduğu Düz Yazı Yayınevi ilk adresimdi. Bana inandıkları ve destekledikleri için ne kadar teşekkür etsem azdır. Bilgisayarımda duran hayatımı adeta okurlarımla birleştirdiler. Bu sayede mükemmel insanlarla tanışmaya devam ediyorum.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder