3 Aralık 2016 Cumartesi

Dalgalar Hep Aşk Getirse - Tawna Fenske







                       Kitap Sahili: Dalgalar Hep Aşk Getirse
                       Yazar: Tawna Fenske 
                       Çevirmen: Tuğba Kırca Alptekin 
                       Yayınevi: Nemesis Kitap
                       Sayfa Sayısı: 355
                       Baskı Yılı: 2012




         Merhaba! Okul dönemi çok yoğun geçtiği için pek kitap okuyamıyorum ve geçenlerde komik ve bir çırpıda bitebilecek bir kitap okumak istedim. Malesef pek istediğim gibi olmadı. Her zamanki gibi önce konudan biraz bahsedip sonra yorumlarıma geçeceğim.

Juli deniz fobisi olan bir kızdır. Ancak dayısı vasiyetinde küllerini denize dökmesini ister ve bu nedenle Juli'nin denizlere açılması gerekmektedir. Bir tur ayarlar ve kafeye gider şansına o kafede Alex ile tanışır. Alex işinden kovulmuştur ve arkadaşlarıyla bir plan kurup denize açılacaktır. Tekne turu günü Juli bir anda Alex'lerin gemisinde ortaya çıkar çünkü yanlış gemiye binmiştir. Biz de romanda Alex ve Juli'nin sırlarla dolu hikayelerini okuyoruz.

     Kitap beklediğimden saçma bir kurguya sahipti. Juli'nin yanlış tekneye binmesi kısmından bahsetmiyorum kitabın ilerleyen sayfalarında mafya işlerinden bahsediyorum. İlk sayfalarda oldukça güldüm ve eğlendim çok güzel bir kitap olacağını düşünmüştüm ta ki son bölümleri okumaya başlayana kadar. Son bölümleri sıkıcı ve okurken saçma bulduğum için bir türlü okumak istemediğim bir kitap oldu. Elimde de baya bir süründü.

   Juli'nin aslında çok eğlenceli bir kişiliği var ve oldukça da zeki bir kadın. Ancak hem kitaba hem de karaktere fazladan bir renk katmak için saçma özellikler yüklenmesini pek mantıksız buldum. Juli'ye saçmalıklar yüklenmişken Alex onun yanında çok normal bir insan kalıyor. Onun da uğraştığı iş pek mantıklı bir iş değil gerçi ama karakteri normal kalıyor. Bütün karakterlere bakacak olursak en sevdiğim Cody oldu. 

    Kısacası kitap gerçekçi bir kitap, gerçekçi bir aşk romanı olabilecekken sonralarında bolca mantıksızlıkla doluydu bana göre. Okurken böyle şeyler gerçekçi değil demekten kendimi alıkoyamadım. Kitabın en baştaki çizgisini bozmadan devam etmesini ve Juli'nin sırlarının o kadar saçma olmamasını dilerdim.

Puanım: 

22 Ekim 2016 Cumartesi

Sevgilimden Son Mektup - Jojo Moyes (Yorum)









                          Kitabın Adı: Sevgilimden Son Mektup
                           Yazar: Jojo Moyes
                           Çevirmen: Solina Silahlı 
                           Yayınevi: Pegasus Yayınları
                           Sayfa Sayısı: 480
                           Baskı Yılı: 2015

     
        Herkese merhaba! Çok uzun zamandır içimden doğru düzgün kitap okuma isteği gelmiyordu resmen. Sevgilimden Son Mektup elimde o kadar süründü ki ben bile üzüldüm halime ve oturup bitirmeye karar verdim. Sonunda da bitirdim ^-^

     Konusundan şöyle bir bahsedeyim hemen. Ellie Nation isimli gazetede çalışan bir gazetecidir. Evli bir yazarla ilişkisi vardır. Patronunun ondan istediği makale için kütüphanede araştırma yaparken 1960 yılından kalma gizli bir aşk yaşayan çiftin mektubunu bulur ve araştırmaya başlar. 1960 yılındaki mektupların gönderildiği kadın Jennifer ise zengin ve ünlü bir iş adamıyla evlidir ancak malesef ki bu hayatından hiç mutlu değildir. Ancak çok mutlu olduğu bir aşkı vardır. Jennifer ya aşkının peşine gidip her şeyini bırakacak ya da aşkını unutacaktır. 


"Ben özgürlüğün bazı insanlar için tehlikeli bir hediye olabileceğine inanıyorum."
    Jojo Moyes'in ilk romanı Senden Önce Ben gibi bu kitabı da çok sevdim. Okurken bana bolca Sarah Jio'yu hatırlattı. Bu şekilde geçmiş ve günümüz hikayelerine bayılıyorum ve emin olun bu tip kitapları sizler de seveceksiniz. Sırların peşinden gitmek, gizemli işlerle uğraşmak hoşunuza gidecektir. 

    Okurken Ellie'nin bölümlerinden çok Jennifer'ın dönemlerini okumayı sevdim. O dönemlerin sizi kendine çeken bir yanı var sanki, kendinizi bir anda kaptırıyorsunuz. Acaba aşkının peşinden koşacak mı? Acaba kocasından ayrılacak mı? diye düşünerek meraklandığınız için bir an önce okumaya çalışıyorsunuz. Tabii olaylar çözülmeye başlayınca da Ellie'nin bölümlerine gelebilmek için heyecanlandım çünkü Jennifer ve büyük aşkı tekrar karşılaşabilecek mi merak içerisindeydim. Jennifer'ın kocası Laurence'den nefret ettim kitap boyunca. Onu sürekli mükemmelleştirmeye çalışan bir eş olması beni uyuz etti ve aşkının peşinden gitmesini istedim. 

    Bana sorarsanız kitapta geçmişte çok vakit geçirdik. Ayrıca Ellie'nin hikayesinde, en azından kitabın son 200 sayfasına kadar olan hikayesinde, pek bir heyecan da yoktu. bu nedenle ana karakterimiz Ellie'nin hikayesinden biraz kopuk kaldım ve ısınamadım ona. Son 100 sayfaya kadar Ellie'yi çok hissedemedim bile. 

   Kitabın konusu ilgi çekici ancak Sarah Jio'ya kıyasla biraz daha sıradan kalıyor. Yazımı çok hoş ve akıcı sıkılacağınız bölümler pek yok. Benim için kitabın tek eksiği ana karakterden çok etkilenmemek oldu. Jennifer'ı daha çok sevdim ona daha çok ısındım ama Ellie için aynı şeyi söyleyemem.

   Geçmiş ve günümüz arasındaki gizemli ve tutkulu bir aşk hikayesi okumak isteyen herkese önerebileceğim bir kitap oldu. Okumayı düşünen herkese öneririm. 

Puanım: 

26 Ağustos 2016 Cuma

Küçük Siyah Elbise - Susan McBride (Yorum)








                            Kitabın Adı: Küçük Siyah Elbise
                            Yazar: Susan McBride
                            Çevirmen: Mehtap Gün Ayral
                            Yayınevi: Eksik Parça Yayınları
                            Sayfa Sayısı: 344
                            Baskı Yılı: 2013



          Merhaba! Bu kitaba Ağustos'un ortalarında başlamış olsam da şehir dışına çıktığım için ve orada vaktim olmadığı için bir süre yarım kaldı. Ama yarım kalmasına rağmen bendeki etkisini kaybetmedi ^-^

     Toni annesi Evie'yle birlikte yaşadığı evinden babası ölünce ayrılmıştır. Ancak bir gün annesi Evie'nin hastaneye kaldırıldığını öğrenince apar topar geri döner. Annesi Evie'yi komaya sokan şeyin ne olduğunu araştırırken çatı katında teyzesi Anna'nın giydiği ve gizemi bir türlü çözülemeyen, her şeyi bir çıkmaza sürükleyen küçük siyah elbiseyi bulur. Bu elbise neler yapıyordu? Teyzesi Anna neden geçmişinde kimsenin unutamayacağı şeyler yapmıştı? Annesi Evie ve teyzesi Anna arasında neler olmuştu? Toni bu elbisenin ve annesi ile teyzesinin ilişkisindeki gizemi çözmeye çalışır. 

"Bazen birine yeniden kavuşmak için onun gitmesine izin vermemiz gerekir."

     Bence bu kitap hak ettiği tanıtımı görememiş daha çok kişinin okuması gereken bir kitap. Yazar bir bölüm Toni'yi bir bölüm de Evie'yi anlatmış. Evie'nin geçmişte kız kardeşi ile neler yaşadığını okumuş oluyoruz bu sayede ve ben Evie'nin bölümlerini okumayı daha çok sevdim. Elbisenin gizeminin bir an önce çözülmesini istiyorsunuz bu yüzden de elinizden bırakamadan okuyorsunuz. 

    Kitapta tek hoşuma gitmeyen şey kitabın sonunun tahmin edilebiliyor olmasıydı. Bu yüzden biraz hayal kırıklığına uğradım çünkü kitapların sonunda ters köşe yapılmasını çok seviyorum. Kırdım puanı da bu yüzden kırdım zaten ^-^ Ama bunun dışında bir elbise yüzünden yaşananları ve onun yol açtıklarını okumak heyecanlı ve sürükleyiciydi. Annesi iyileşecek mi? Anna hiç geri gelecek mi? gibi birçok soru düşündürtüyor ve meraklandırıyordu.

   Kitap bana biraz Sarah Jio kitaplarını anımsattı. Bu nedenle Sarah Jio seven herkese ve farklı konu arayan herkese bu kitabı öneriyorum ^-^

Puanım:  
    

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Isla ve Mutlu Son - Stephanie Perkins (Yorum)








                            Kitabın Adı: Isla ve Mutlu Son
                         Yazar: Stephanie Perkins
                         Çevirmen: Aslı Tümerkan
                         Yayınevi: Yabancı Yayınları
                         Sayfa Sayısı: 328
                         Baskı Yılı: 2016


      Merhaba! Temmuz ayında başlayıp Ağustos'un ilk günü bitirdim bu kitabı ancak yorumu yazmak şimdiye kaldı. İlk kitabı çok keyif alarak okumuştum aslında. Bu kitap da ilk başlarda öyleydi ancak beni sıkan yerler de oldu. İlk önce biraz konusundan bahsedeyim ^-^

   Ana karakterimiz Isla yıllardır Josh'a platonik aşıktır. Bir gün kafede rastgele bir karşılaşma sonucunda ikili birbirleriyle vakit geçirmeye başlar. Bunun sonucunda öğrenilir ki Josh da Isla'dan yıllardır hoşlanmaktadır. Bu şekilde ikili arasındaki aşk büyümeye başlar. 
"Ufak tefek olmanı seviyorum. Seni cebimde taşıyabilecek olmayı seviyorum."
     Kitabın en beğendiğim kısımlarına ilk önce değinmek istiyorum. İkilinin bakışma, konuşmaya çalışma, çekinme dönemleri bence çok tatlıydı ki ben çoğu ilişkinin bu bölümlerini okumaktan büyük keyif alırım. Çünkü herkesin yaşayacağı şeylerdir, gerçekçidir hele bir de güzel anlatıldıysa tadından yenmez benim için. Bu seri zaten gerçekçi hikayeler olduğu için ben kitabın başlarındaki bölümlere bayıldım. Bir de kitabın sonu çok güzel bağlanmıştı çok beğendim. Kitabı bitirdiğimde yüzümde gülümseme vardı. Ancak aradaki bölümlerde beni sıkan çok yer oldu. 

     Beni sıkan yerlerse Josh'un Isla'ya çizgi roman taslağını göndermesi ve bizim bu kitabı Isla'nın anlatışından okumamız. Sayfalarca anlatılmıştı bu bölüm ve benim ilgimi pek çekmedi bu şekilde anlatılmış olmadı sıktı biraz. Evet, çok güzel düşünülmüş bir karakter özelliği ancak o kitabın bu şekilde anlatılması sıkmıştı. Bir de Josh ve Isla'nın Barcelona'da etrafı gezdikleri bölümler beni sıktı. 

     Karakterlerden bahsedecek olursak. Isla, içimizden bir kız olabilecek kadar gerçek. Hatta kısa boylu olarak aynı kaderi paylaşıyoruz. Ancak Isla kendisiyle çok boğuşuyor. Yaşadıklarını, düşüncelerin, korkularını Josh'a pek açamıyor. Bu nedenle de Mutlu Son'a doğru giden yollarında ufak engeller ortaya çıkıyor. 

     Josh ise biraz daha farklı. Yani günümüzdeki çoğu erkek onun gibi değildir. Kaç kişi çizimlerini otobiyografi şeklinde bir çizgi romana dönüştürmeyi düşünür ki. Bu nedenle Isla, Josh'a göre daha gerçekçi kurgulanmıştı. 

    Yazarın iki kitabında da gerçekten rahatsız olduğum tek konu zamanın atlanması ve hızla ilerlemesiydi. Birkaç sayfayı kafanızı veremeden okusanız, aklınız başka yere gitse kitabın başka bir güne hatta başka bir aya geçme ihtimali var. Hatta bu nedenle arada bir olayları kaçırıp yakalayamadığım oldu. Geri dönüp "Ne zaman bu güne geldik ya?" diye düşünerek o sayfaları tekrar okudum. Bu nedenle okuyacaklara tavsiye zamanın ilerleyişine dikkat edin ^-^ Çünkü kitap uzun bir zaman zarfında geçiyor, arada bir kısaltmak için atlamalar oluyor. 
  
    Sıkıldığım yerler ve zamanın akışı yüzünden kitaptan bir puan kırıyor. Koşa koşa gidip alıp hemen okuyun diyebileceğim bir kitap değil ancak elinize geçerse keyifle okuyabileceğinize eminim ^-^

Puanım: 

30 Temmuz 2016 Cumartesi

Çöl Rüyası: Aşk Ateşi - Ayşe Ebru Tezcan (Yorum)







                       Kitabın Adı: Çöl Rüyası-Aşk Ateşi
                       Yazar: Ayşe Ebru Tezcan
                       Yayınevi: DEX 
                       Sayfa Sayısı: 376
                       Baskı Yılı: 2015


       Merhabaa! Geçen sene yazın aldığım ama bir türlü okuyamadığım kitabı bu sene okudum. Sonunda. 

       Omar Al-Ahdal, Duabi'nin yakışıklı zenginlerinden. Bir gün tur için Türkiye'ye gelir ve ona Serap rehberlik eder. Serap Omar'ın ilgisini çeker ve Omar Serap'a pahalı hediyeler göndererek oteline davet eder. Bu hareketi Serap'ı sinirden deliye çevirir ve Omar'a haddini bildirmeye gider. İkili arasındaki aşk Omar'ın bu kötü davranışı ile başlamış olur. 
"Bir anda dünyama giren ve bir Arap masalında çıkma prensti sanki."
    Omar yakışıklı, zengin, çapkın, etkileyici ve kararlı bir kişi. Serap çalışkan, başarılı bir karakter ve aslında ikisini de sevdim. Omar ilk hareketinden sonra Serap'a karşı hep iyi ve koruyucu davrandı. Omar'ın ailesini Serap'la olan ilişkisine baya karşı çıktı ve tahminimce diğer kitaplarda da sorun çıkaracaklardır. 

   Benim kurtulmak istediğim tek karakter Can. Yaptığı hareketler çok itici ve umarım diğer kitaplarda olmaz çünkü onun sahneleri her ne kadar kitaba aksiyon katsa da beni biraz soğuttu. 
   
    Kitabı okurken bir türlü 'gerçek olamayacak kadar peri masalı' düşüncesinden kurtulamadım. Ve bu okurken hikayeye bağlanmamı biraz engelledi. Olaylar biraz hızlı gelişti bence. Ben ilk kitapta aşkları yavaş yavaş anlatılır, aileler sorun çıkarır, bütün o duygular verilir diğer kitaplarda da evlenirler diye düşünmüştüm ancak beklediğim gibi olmadı ^-^ Genelde bir çiftin tam olarak aşk kısmını okumayı severim. Keşke bu kadar hızlı atlanmasaydı o duygu dolu anlar. 

    Seri 3 kitaplık olacakmış ve ben diğer kitaplarda ne anlatacaklar merak ediyorum ^-^

Puanım: 

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Vahşi Orman - Colin Meloy (Yorum)







                     Kitabın Adı: Vahşi Orman
                     Yazar: Colin Meloy
                     Çevirmen: Dilan Toplu 
                     Yayınevi: Pegasus Yayınları
                     Sayfa Sayısı: 510
                     Baskı Yılı: 2016


    Herkese merhabaa! Pegasus Yayınları tasarım konusunda sınır tanımıyor ve geçtiğimiz aylarda çıkardıkları Vahşi Orman isimli kitap da tasarımıyla benim kalbimi alıyor. Ancak malesef her şey tasarım demek değilmiş. Her zamanki gibi önce biraz konusunda bahsedeyim ^-^

   Prue ve kardeşi Mac parkta otururken bir karga sürüsü Mac'i alıp Vahşi Orman'a götürür. Prue kardeşini bulmak için daha önce hiç kimsenin gitmeye cesaret edemediği Vahşi Orman'a girer. Bu yolculuk sırasında Prue'ya sınıf arkadaşı Curtis de katılır ve ikili Vahşi Orman'da büyük bir maceraya açılır. Burası öyle bir ormandır ki konuşan hayvanlar, asker hayvanlar, büyüler, mistikler ve daha pek çok şey onları beklemektedir. 
"Dünyanın zorluklarından kaçmaya çalışmanın bir çiçeğe açmasını emretmekten farkı yok."

    İlk olarak kitabın basımından bahsetmek istiyorum çünkü çook beğendim. Kitabın kenarları tırtıklı, bazı sayfalar daha uzun bazı sayfalar daha kısa hatta bazı sayfalar yapışık, okurken siz açıyorsunuz. Ancak kitap yanlamasına biraz uzun kitaplıkta pek hoş bir görüntü sunmuyor. Kitaptaki çizimlere bayıldım. Yer yer çok güzel çizimler vardı ve tam bir hikaye kitabı havası katıyordu.

     Kitap aslında her yaş için bir hikaye kitabı olabilecek bir konuya sahip ancak biraz fazla uzatıldığını düşünüyorum. Son 100 sayfa civarı artık fazlasıyla sıkmaya başlamıştı ve beni ilerlemeye iten tek sebep kitabın çizimleri ve basımıydı. Birbirine yapışık olan sayfaları açmak ve çizimleri okurken incelemek hoşuma gittiği için okumaya devam ettim sadece. Sanki kitabı uzatmak için ellerinden gelen her şeyi yapmışlar gibi geldi bana betimlemeler fazlasıyla vardı. Hayallerinizde o ortamı canlandırmak zor olmuyordu betimlemelerin fazla geldiği yerler bile oldu ki artık sıkmıştı beni betimlemeler. 

     Kitap bir serinin ilk kitabı ancak ben diğer kitapları almayı düşünmüyorum bu hikaye bana yetti de arttı. Diğer kitaplarda ne anlatılacak pek bir fikrim yok ancak biraz daha az uzatılsa daha iyi olabilir diye düşünüyorum. 

    Kitaptan beklentilerim eğlenceli, tatlı ve akıcı bir kitap olması ve sıkmamasıydı. Beklentilerimi karşılamadığı için 3 puan veriyorum. Konusu, betimlemelerin güzel yapılmış olması ve çizimler güzeldi. 

Puanım: 

3 Temmuz 2016 Pazar

Mart Menekşeleri - Sarah Jio (Yorum)






                     Kitabın Adı: Mart Menekşeleri
                     Yazar: Sarah Jio
                     Çevirmen: Nihan Giray
                     Yayınevi: Arkadya Yayınları
                     Sayfa Sayısı: 336
                     Baskı Yılı: 2012

  
     Merhabaa! Mart Menekşeleri'ni yıllar önce almıştım ancak bir türlü okuyamamıştım. Ne zaman elime alsam okuyasım gelmedi ve bıraktım sürekli. Bu sefer bırakmamak üzere kendime söz verdim ve oturup tamamını okudum ^-^

    Ünlü bir kitap yazarı olan Emily Wilson, eşi Joel'den yeni ayrılmıştır. Üzüntüsünü atmak ve kendini yeniden bulmak için Barinbridge Adası'na, yengesi Bee'nin yanına gider. Emily kaldığı odada kırmızı bir günlük bulur ve Esther adında bir kadının gizemli dünyasını okumaya başlar. Emily bu gizemli günlükle birlikte ailesinin sırlarını çözmeye ve gerçekleri ortaya çıkarmaya başlar. Bu gizemli günlük her şeyi birbirine karıştırır. 

"Bazı şeyleri geçmişte bırakmak daha iyi."

      Bu Sarah Jio'nun ilk kitabı olmasına rağmen benim okuduğum üçüncü kitabı oldu. Başta bir türlü bağlanamadım kitaba ama günlüğü okumaya başladığı ve sırları çözmeye çalıştığı anda beni kendine bağladı. Sarah Jio bana göre çok akıcı ve çok merak ettirici yazıyor. Olaya bağladığı anda bırakamıyorum ve bitiveriyor kitap. Bu kitapta da günlükteki kişilerin kimler olacağını ve nasıl sonuçlanacağını çok merak ettirdi. Bir de tahminlerim hiçbir zaman doğru çıkmıyor, yazar ters köşe yapıyor. Sarah Jio'nun sevdiğim bir başka özelliği de kitapları mutlu bitiyor. En azından benim şimdiye dek okuduklarım mutlu bitti ve beni de mutlu etti ^-^

      Kitaptaki gizemli ada, Bainbridge, gerçekte varmış ve kesinlikle gitmeyi çok isterdim. Kitaptaki karakterler hakkında diyecek pek bir şey bulamıyorum çünkü karakterlerden çok gizem ilgimi çekti ancak Emily'nin vazgeçmeyip olayı çözmek için geri dönmesine çok sevindim. 

     Sizler de gizemli bir kitap okumak isterseniz Bainbridge'in hikayesine bir kulak verin derim. Pişman olmayacaksınız ^-^

Puanım: 
    


21 Haziran 2016 Salı

İki Hayat Arasında - Jessica Shirvington (Yorum)







                           Kitabın Adı: İki Hayat Arasında
                        Yazar: Jessica Shirvington
                        Çevirmen: Aslı Tümerkan
                        Yayınevi: Yabancı Yayınları
                        Sayfa Sayısı: 320
                        Baskı Yılı: 2015

   
      Merhabaa! Bugün konusu çok ilgimi çeken İki Hayat Arasında'nın yorumunu yazacağım. Kitabın daha konusunu okur okumaz aklımda bir sürü soru oluştu. Gelelim kitap hakkındaki yorumlarıma ^-^

     Sabine dışardan normal görünse de iç dünyası karmaşık olan bir kızdır. Sabine'nin iki hayatı vardır. Her gece yarısında bir hayatı durur diğer hayatına geçer. Bu şekilde her günü iki kere yaşamaktadır. Roxbury hayatında eczacı çocuğudur, çok sevdiği bir kız kardeşi ve yakında hayatının aşkı olacak birisi vardır. Wellesley hayatında ise zengin, popüler, çok iyi anlaşamadığı iki abisiyle aşık olmadığı halde sürdürdüğü bir ilişkisi vardır. 

     Ancak Sabine iki hayat yaşamak istememektedir. Sadece bir hayatını dolu dolu yaşamak istemektedir. Ve bir seçim yapmak istemektedir. Wellesley hayatında istemediği bir ilişkiye sahiptir ve bu artık onu yormaya başlamıştır. Roxbury hayatında ise sırrının ortaya çıkmasından sonra Ethan ile tanışır ve her şey git gide karmaşık bir hal almaya başlamıştır.
"Çünkü bazı şeyler o kadar gerçektir ki onları iliklerine kadar hissedersin. Nerede olduğunun bir önemi yoktur, seninle gelirler."
    Kitabın sonu kesinlikle beklediğim gibi olmadı. Hayalimde güzel bir şekilde seçim yapacak ve hayatına devam edecek bir Sabine varken kitabın sonunda bambaşka bir Sabine oluştu. Şaşırtıcı bir sonu vardı kitabın ve tam olarak istediğim gibi olmasa da kitap bittiğinde yüzümde bir gülümseme vardı. Kitap çok güzel ve şaşırtıcı bir şekilde kurgulanmıştı.

    Karakterlere gelecek olursak Wellesley hayatındaki abilerine kitabın sonlarına doğru bayıldım. Ve Roxbury hayatındaki ailesi sinirlerimi çok bozdu. Aslında Ethan da sinirlerimi başlarda çok bozdu ama git gide ısındığım bir karakter oldu. Sakladığı sırrı öğrendiğimde çok çok sinirlendim. 

    Kitaba tam puan vererek burada yazıma son veriyorum. İstediğim gibi bitmedi ve bu biraz üzdü ama kitabın şaşırtıcı olması daha çok hoşuma gitti. Kitabın sonunda hayatları konusunda verdiği karar ve final bölümü kitabı daha da çok sevmeme neden oldu ^-^

Puanım: 

14 Haziran 2016 Salı

Benim Uzak Yıldızım - Amie Kaufmann & Meagan Spooner (Yorum)







           
                      Kitabın Adı: Benim Uzak Yıldızım
                      Yazar: Amie Kaufman&Meagan Spooner
                      Çevirmen: Ebru Sürmeli
                      Yayınevi: GO! Kitap
                      Sayfa Sayısı: 520
                      Baskı Yılı: 2015

    Merhabaa! Uzun zamandır okumak istediğim kitabı sonunda okudum. Okurken yer yer korktuğum, farklı bir kitaptı. Gelelim yorumlarıma ^-^

    İkarus uzayda yolculuğuna devam eden devasa büyüklükteki bir uzay gemisidir. İçerisinde elli bin yolcusu olan bu gemi beklenmedik bir anda hiperuzaydan koparak düşüşe geçer. Başka bir gezegene düşen İkarus'tan sadece iki kişi kurtulabilmiştir ve hiç bilmedikleri, sırlarla dolu bir gezegende Lilac ve Tarver bir başlarına kalmıştır.
"Birinin seni sevmesi, seni suçlu yapmaz."

     Daha kitabın başından anlayamadığım kısım neden uzay gemilerinde yolculuk ediyorlar. Dünya'ya ne oldu? Kitapta bu açıklandı da ben mi kaçırdım yoksa açıklanmadı mı bilmiyorum ama benim aklımda büyük bir soru oldu. Ancak bu birkaç soru kitabı sevmemi engellemiyor. 

      Ben Lilac'e bayıldım. O şartlar altında ben olsaydım ağlamaktan ölür ne kadar güçsüz olduğumu gösterirdim. Ancak o bütün bu şeylere karşı daima ayakta ve güçlü kaldı. Hayatı için uğraştı. Bence çok güçlü, inatçı ve zeki bir karakter. Tarver'ı da çok sevdim. Böylesine inatçı bir kızla başa çıkmak zor olsa da o bununla eğlendi bile. İkilinin gerçekten eğlenceli inatlaşmaları var. Başta birbirlerinden neredeyse nefret ediyorlarken kitabın sonlarında çok tatlı bir aşk ortaya çıkıyor.

     Lilac'ın babası Roderick'ten nefret ettim. Kitabın sonlarına geldiğinizde ne dediğimi zaten anlayacaksınız ama ben kitabın başlarından beri nefret ettim. Nasıl bir baba kızını etraftan bu kadar kısıtlar bilemiyorum. Anlarım kızını çok ok seviyor ama üzerine fazla titriyor. 

      Kitaba tam puan veriyorum çünkü hem gezegendeki sırlar hem de onların çözüme ulaşması çok güzeldi bence. Böyle inli cinli şeylerden korkan bir insanım bu nedenle kızın duyduğu fısıltılar beni korkuttu. Gezegende yaşananları birbirlerine çok güzel bağladılar bence ve ben kitabı çok sevdim. Aklımda olan soruların da serinin diğer kitaplarında cevaplanmasını umuyorum ^-^

Puanım: 

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Silber 2: Rüyalar Kapısı - Kerstin Gier








                      Kitabın Adı: Rüyalar Kapısı
                      Yazar: Kerstin Gier
                      Çevirmen: Firuzan Gürbüz
                      Yayınevi: Pegasus Yayınları
                      Sayfa Sayısı: 400
                      Baskı Yılı: 2016


      Merhaba! İlk kitabına bayıldığım bir serinin ikinci kitabı bu ay çıktı ve ben bir heyecan koşarak aldım tabii ki ^-^ Basımı ilk kitabı gibi mükemmeldi. Gelelim yoruma. İlk kitabı okumayanlar için biraz spoiler içerikli bir yorum olabilir. 

      İlk kitabın sonunda Anabel sinsi planları ile Liv'i neredeyse öldürecekti. Henry onu kurtarabilmişti. Bu olay üzerine Anabel bir kliniğe yatırılır ve yakın arkadaşlar olan Grayson, Henry, Jasper ve Arthur'un arası bozulur. Grayson artık rüyalarda gezinme işine bir son vermelerini ister ama Henry ve Liv gizli gizli rüyalarında buluşmaya devam ederler. Ama malesef bütün tehlikeler bitmemiştir ve bu rüya yolculuğu git gide tehlikeli olmaya başlamıştır. 

     Okulun ünlü dedikodu blogu Gizemli Liv'in bütün sırlarını öğrenmeye ve bunu bütün okula yaymaya başlamıştır. Bu sırlar kimsenin bilmediği sırlardır ve bu nedenle Liv'i şüpheye düşürmektedir. Aynı zamanda Henry Liv'den bir şeyler saklamaya ve yalanlar söylemeye başlar. Rüya koridorlarında hiç tanımadıkları kişilerle birlikte pek çok sır ortaya çıkar. Bunlar yetmezmiş gibi Liv'in kız kardeşi Mia rüyasında gezmeye ve çılgınca şeyler yaparak tehlikeler oluşturmaya başlar. 
"En iyi kapatılan kapı, yine de hala açık bırakılabilen kapıdır."

    Kitapta bütün bu olayları okuyoruz. İlk kitap kadar gizemli ve aksiyon dolu değildi ama sıkıcı da değildi ve yine çok çok sevdiğim bir kitap oldu. Kerstin Gier'ı zaten çok seviyorum, yazdığı farklı konular ve yazım tarzı çok hoşuma gidiyor keşke daha çok kitap çıkarsa diye bekliyorum. 
    
    En sevdiğim karakter Grayson sanırım. Mantıklı ve anlayışlı bir çocuk bence. Liv'in bazen yaptığı saçma şeylere karşı ona hiçbir zaman kızmadı. Ama Emily'den de nefret ediyorum. Grayson gibi bir çocuk Emily ile olmaz zaten karşıyım bu ilişkiye, bir kız bu kadar mı gıcık olabilir. Henry'i de çok seviyorum ancak Liv'den bir şeyler saklamaya başlaması bu kitapta sinirlerimi çok bozup olayları merak ettirdi. Anlat da biz de öğrenelim neler dönüyor ^-^

   Yazarın en sonda yazdığı nota göre bir sonraki kitapta Gizemli'nin kim olduğunu öğrenecekmişiz bakalım tahminlerimiz tutacak mı? Benim tahminim her saniye değiştiği için benim tahminim tutmayacak gibi geliyor bana ama merakla bekliyor olacağım. Bir sonraki kitapta görüşmek üzere ^-^

Puanım: 

27 Nisan 2016 Çarşamba

KVBT: 17.Tur 3.Gün: Oyuncu - Jennifer L. Armentrout | Yorum







                           Kitabın Adı: Oyuncu
                           Yazar: Jennifer L. Armentrout
                           Çevirmen: Talin Ataman
                           Yayınevi: DEX Plus
                           Sayfa Sayısı: 208
                           Baskı Yılı: 2016

       

       Selaam! Kitap Vampirleri ile olan turumuzda Gamble Kardeşler Serisi'nin turunu yapıyoruz. Aslında ilk kitap olan Sağdıç için de tur yapılmıştı ancak ben tura sonradan katıldığım için Sağdıç turunu kaçırmıştım. İlk kitabı okumadan serinin ikinci kitabını okudum. Ancak her kitapta farklı bir kardeş anlatıldığı için büyük eksiklikler yaşamadım. 
 
      Chad, Gamble kardeşlerin ortancası, kadınlarla olan yakın ilişkilerinden dolayı magazinde kötü ünü olan yakışıklı, çekici bir beyzbol oyuncusudur. Her gece kulüplerde takılan Chad, gittiği Deri ve Dantel isimli bir gece kulübünde kızıl bir kadına gönlünü kaptırır. Bridget, renkli, yalnız ama bundan mutlu olan kendini işine adamış bir kadındır. Bir gece arkadaşı ile takılmak için Deri ve Dantel'e gider. Chad, Bridget ile ilgilenmeye başlar. Bridget, Chad'i tanımaktadır, ancak magazinlerden değil. Chad'in kardeşi Chase'in eşi olan Maddie aslında Bridget'in patronudur. O gece yaşananlar sırasında Bridget Chad'e inanmaz onun tam bir oyuncu olduğunu düşünerek ortadan kaybolur. Çok kısa bir süre sonra Chad'in kötü ünvanı sayesinde bir işbirliği içerisine gireceklerdir.

    Daha önce Jennifer L. Armentrout'un Lanetli kitabını okumuş ve bayılmıştım. Bu kitaba da bayıldım. Yazar karakterler arasında ufak çekişmeler yazarak kitaba büyük bir eğlence katmıştı bence. Daha önce neden bu kadının kitaplarını okumadığımın pişmanlıklarını yaşamaktayım. Akıcılık ve eğlence açısından çok güzel bir kitaptı. Karakterler çok güzeldi, sinir olduğum hareketleri yoktu aksine inatlaşmaları beni eğlendirdi.

    İlk kitabın konusunu dahil okumadan ikinci kitabı okuduğum için yaşadığım tek eksiklik Chase ve Maddie'nin kim olduğuydu. Ancak onları da araştırmadan bile anlayabildim. Yani serinin ilk kitabını okumadan başlayınca çok bir şey kaybetmiyorsunuz.

   Kapağa değinmeden geçemeyeceğim çünkü dayanamadım. Gerçekten hiç beğenmedim baktıkça "Daha yakışıklı biri yok muydu bu ne yapmacıklık?" diye düşünüyorum. Kitabın konusunu beğendikten sonra kapak çok ilgimi çekmez şahsen ama konusunu okuyacak kadar dikkatimi çekmesi için de biraz güzel bir kapak olmalıydı bence. Kitapta yazım yanlışlarıyla karşılaşmadım, akıcılığı bozan dikkati dağıtan yanlışlardan uzak olmasına sevindim. 

      Bol inatlaşmalı, eğlenceli su gibi akıp bitecek bir kitap arıyorsanız öneririm, bir göz atın ^-^

Puanım: 

15 Nisan 2016 Cuma

KVBT 16.Tur 2. Gün: Beni Yeniden Sev - Jill Shalvis (Yorum)








                           Kitap Yorumu: Beni Yeniden Sev
                        Yazar: Jill Shalvis
                        Çevirmen: Merve Altıparmak
                        Yayınevi: Nemesis Kitap
                        Sayfa Sayısı: 407
                        Basım Yılı: 2016


    Merhabaa! Kitap Vampirleri ile Blog Turu olarak bu turda Beni Yeniden Sev'i okuduk. Baharı tam anlamıyla yansıtan bu güzel kapağa sahip kitabın yorumunu sunayım sizlere ^-^

     Aidan Kincaid, Cedar Tepesi'nin popüler ve yakışıklı kurtarıcısıdır. Kasabanın itfaiyecisi ve arama-kurtarma ekibinin önemli bir üyesidir. Lily Danville ise yıllar önce Cedar Tepesi'nde yaşadığı büyük kayıplardan kaçmak için hem Cedar Tepesi'ni hem de Aidan'ı terk etmiştir. Bu terk edilmenin üzerine Aidan kalbini kapatmıştır. 

   Ta ki bir gün Lily kasabaya döner ve geçmişiyle yüzleşir. Lily'nin kasabaya dönmesi Aidan için de büyük bir şok olur. Kitapta bu ikilinin yaşayacaklarını okuyoruz. Aynı zamanda geçmişlerinde neler yaşadıklarını öğreniyoruz.
"Sen ve diğerleri, ne görmenize izin verirsem onu görüyorsunuz."
    Kitabın konusu diğer aşk romanlarından pek farklı değildi ancak akıcı bir şekilde yazılmıştı bu nedenle hiç sıkılmadan beğenerek okudum kitabı. Karakterlerin geçmişlerinde yaşadıkları acılar ve kayıplar gerçekten fazlaydı. Kitabı okurken geçmişlerinde neler yaşadıklarını o kadar merak ettim ki öğrenebilmek için hızlı hızlı okudum. 

    Lily karakterini kesinlikle çok sevdim. Yaşadığı acılara rağmen hayatına devam edebilmiş, ayakta durmuş güçlü bir karakterdi.  Aidan ise çok yorucu bir hayata sahip. Başında büyük dertler var ve o bunlarla uğraşmak zorunda kalan ama bıkmayan biri. Sanırım en çok istediğim şey güçlü biri olmak bu yüzden güçlü karakterlere bir sempatim var. İkili arasında ufak eğlenceli atışmalar vardı ki bunlar sizi kesinlikle çok eğlendirecek. 

    Kitabın kapağını ve içerisindeki ok tasarımı çok hoşuma gitti, basımı çok güzeldi. Konuyla alakalı olmaktan çok ikilinin birlikteykenki içlerindeki neşelerini gösteriyormuş gibi cıvıl cıvıl. Çeviri açısından güzeldi ancak gözüme takılan yazım hataları birazcık fazlaydı. 

    Hem eğlenmek, hem geçmişteki sırları çözmek arada bir de duygulanmak istiyorsanız belki de aradığınız kitap budur ^-^

Puanım: 

1 Nisan 2016 Cuma

Darmadağınık - Emma Chase (Yorum)







                         Kitabın Adı: Darmadağınık 
                         Yazar: Emma Chase 
                         Çevirmen: Deniz Beril Bacaklılar
                         Yayınevi: Ephesus Yayınları
                         Sayfa Sayısı: 382
                         Baskı Yılı: 2015

   Merhaba! İlk kitabını çok beğendiğim bir serinin ikinci kitabını da bir çırpıda okudum. Yorum biraz gecikmiş oldu ancak sınavlar ve okul derken fırsat bulabildiğim ilk boşlukta yazmaya başladım. Keyifli okumalar ^-^

   Bildiğiniz gibi ilk kitapta Kate ve Drew ikilisi bir kavga ile ayrılıyorlardı. Drew'un aşk acısını ve ardından barışmalarını okuyorduk. Bu kitap o olaydan iki sene sonrasını Kate'in ağzından anlatıyor. Karakterlerimiz iki sene boyunca ilişkilerini aynı ev içerisinde tartışmasız bir şekilde yürütmüştür ancak bu ilişki daha da güzel bir yere gidecekken Drew'un yine anlayıp dinlemeden tepki aldığı bir olay ile ikilimizin arasında sıkıntı çıkıyor. 
"Birkaç metre ötemde duruyor. Ama ben, aramızda çok daha büyük mesafeler hissediyorum."
     Yazar, yine yapacağını yapmış. İlk kitapta en çok sevdiğim şey yazarın kalemiydi, sanki sizinle sohbet eder gibi anlatıyordu olayı. Bu kitapta da en bayıldığım şey o oldu. En başta Drew'u istedim, olayı bir erkek ağzından dinlemek çok eğlenceli gelmişti, hatta yazar Kate'i aynı eğlencede yazamamış da demiştim. Ancak zamanla alıştım ve en az Drew'un ağzından okurken eğlendiğim gibi eğlendim.

     İlk kitapta gayet güçlü bir karakter gibi duran Kate'in aslında ne kadar sevgi dolu ve kırılgan bir kadın olduğunu öğreniyoruz bu kitapta. Kate'i bazı açılardan kendime benzetiyorum ve bu yüzden onu her okuyuşumda daha da çok sevdim. Güçlü bir profil çiziyoruz ama özümüzde en ufak bir darbede yıkılabiliyoruz. Kate de aynen böyle, içinde fırtınalar kopuyor ama dışarı mutlu gözükmeye çalışıyor. Drew deseniz ilk kitaptakinin aynısı. Kendi kafasına eseni, bildiğini sandığı şeyi okumaya devam ediyor. Ama sorun şu ki hiçbir şey bildiği yok, tek yaptığı her şeyi mahvetmek. Bu kitapta yaptığı saçmalık yüzünden siz de onu öldürmeyi gerçekten isteyeceksiniz. Okuyan herkese önerim asla Drew'un yaptığı gibi bir hata yapmayın önce bir dinleyin, yoksa sonu pek hoş olmuyor.

    Okurken çok eğlendiğim ve aynı zamanda sinir krizleri geçirdiğim bu serinin üçüncü kitabını da okuyacağım. En yakın zamanda almayı düşünüyorum, sizlere de kesinlikle öneririm bu seriyi ^-^

Puanım: 

19 Mart 2016 Cumartesi

Karmakarışık - Emma Chase (Yorum)








                             Kitabın Adı: Karmakarışık
                          Yazar: Emma Chase
                          Çevirmen: Deniz Beril Bacaklılar
                          Yayınevi: Ephesus Yayınları 
                          Sayfa Sayısı: 433
                          Baskı Yılı: 2015

     Merhaba! Bu ay bu çok merak ettiğim seriye bir başlangıç yaptım ve beklentilerimin çok üstünde bir kitap oldu. Çok keyif alarak okuduğum bu romantik komedi kitabının yorumuyla sizleri baş başa bırakayım ben ^-^

     Drew Evans, ana karakterimiz. Çok başarılı ve akıllı bir iş adamı, karimatik ve esprili biri. Aynı zamanda kendini beğenmiş, bencilin teki. Her hafta başka kadınlarla birlikte olan uzun ilişkilerin adamı olmayan bir bey kendileri. Bir kadından bir şey istedi mi uğraşmasına gerek kalmaz çünkü o bütün çekiciliği ile istediği her şeyi yaptırabilir. Ancak bu numara bir kişide işe yaramaz.

   Katherine, zeki, çalışkan, aklıyla ve güzelliği ile ilgi çeken bir bayan. Drew'in geceyi geçireceği kızı bulmak için gittikleri barda tanışırlar. Drew'e yüz vermez ancak Drew ona fena tutulur. Derken Kate, Drew'un şirketinde işe başlar. Bu Drew için çok zor olacaktır çünkü kendince kuralları var: İş yerinden bir kadınla birlikte olmak yok. Bu kuralı yıkacak ve Kate ile birlikte mi olacak yoksa profesyonelce davranıp birlikte olmayacak mı? İşte kitabın bütün eğlencesi burada başlıyor çünkü Drew Kate'i fena halde istiyor.
"Bazen bir erkek doğru kadınla tanışana kadar adam olamaz."
   Öncelikle yazarın kaleminden bahsetmek istiyorum çünkü bayıldım. Sanki sizinle sohbet edermiş gibi direkt olarak okurla konuşuyor. Uzaktan izlenen bir filmi size aktarırcasına anlatıyor. Sırf bu sebepten bile alıp okuyabileceğiniz bir kitap. Çok eğlenceli ve akıcıydı yazımı. Bir kadının erkek karakter ağzından ne kadar güzel anlatabileceğini bir kez daha görmüş oldum. 

   Karakterlere zaten bayıldım inatçı bir kızın vazgeçmeyen bir adamla olan tartışmaları çok güzeldi. Tabi buradan Drew'a sinir olmadığım çıkarılmasın çünkü kesinlikle öldürecektim. Kadınlar hakkında bildiğini sandığı şeyleri okuyarak kendisini çok bir çıkmaza düşürdü, pardon grip oldu ^-^ 

   Kitap sayesinde hem erkekler hakkında bir çok bilgi sahibi oluyorsunuz hem de sinirlerinize hakim olmayı ve karakteri öldürmemeyi öğreniyorsunuz. Erkeklerin de ne kadar aşk acısı çektiğini ve bunu düzeltmek için ne tür şeylerle uğraştıklarını da görmüş olduk ^-^ Şaka bir yana romantik komedi kitabı arıyorsanız bu kitaba bir şans verin derim ^-^

Puanım: 

28 Şubat 2016 Pazar

Devrimin Kızı - Amy Engel (Yorum)







                      Kitabın Adı: Devrimin Kızı
                      Yazar: Amy Engel
                      Çevirmen: Aslı Tümerkan
                      Yayınevi: Yabancı Yayınları
                      Sayfa Sayısı: 264
                      Baskı Yılı: 2015


       Merhaba! Okullar açıldığı için kitap okuyabilme vaktim yine azaldı ama buna rağmen inat ettim ve Şubat ayının son gününde bu kitabı da bitirdim. Hemen de yorumunu yazmak istedim, önce biraz konusundan bahsedip ardından yoruma geçeceğim ^-^

       İlk kitabın sonunda Ivy yaptıklarından dolayı çitin dışına atılmıştı. Bu kitap hemen devamını anlatıyor. Ivy'nin çitin dışında vahşi doğada tek başına ne yapabileceğini, nelere karşı savaşabileceğini anlatıyor. Ivy başlarda kırgın ve güçsüzken kitap ilerledikçe hayatta kalabilmek için Westfall'u unutması gerektiğine inanarak orayı silmeye ve güçlenmeye çalışıyor. 
"Sadece seninle olmak istiyorum Ivy. Nereye gidiyorsan yanında yürümek istiyorum Ivy."

    İlk kitap daha çok hoşuma gitmişti çünkü ilk kitapta Bishop ve Ivy'nin birbirlerini tanıması, Ivy'nin yalanları filan derken aynı anda kafa kurcalayan birçok konu vardı. Ancak bu kitapta Ivy artık çitin dışında olduğu için kitabın pek çoğunluğu Ivy'nin hayatta kalma çabalarıyla geçti. Buna rağmen kitap sıkıcı değildi, başta sıkıcı olacağını düşünüyordum çünkü Bishop'ı çok sevmiştim ve onun Wastfall'da olması, Ivy ile uzak olmaları beni üzüyordu fakat sonradan alışmaya başladım. Kırdığım bir puanı kitaptaki olayların çok hızlı gelişmesi. Bu kadar az sayfaya o kadar zaman, olay niye sıkıştırılmış bilemiyorum.

    Çok ufak bir spoiler vereceğim ancak bahsetmeden geçmek istemiyorum. Kitaba katılan yeni karakterlerimiz olan Ash ve Caleb'i çok sevdim. Başta içimden bir güvensizlik geçti ama okudukça Ash'in ne kadar sıcakkanlı ve sevgi dolu bir kız olduğunu öğrendim. Caleb'i ise daha çok sevdim çünkü her ne kadar dışarıdan çok sert biri gözükse de özünde o da sevgi dolu ve sevdiklerini koruyan bir çocuk.

    Genel olarak seri çok güzeldi ve okumanızı tavsiye edeceğim bir seri. Yazar zamanı biraz hızlı geçirmiş olsa da gayet akıcı yazmış bu sayede tek oturuşta kitapları bitirebilirsiniz. Kısa, hızlı bitecek ama aynı zamanda beğenebileceğiniz bir distopya serisi arıyorsanız bu seriye bir göz atın derim. ^-^

Puanım: 

3 Şubat 2016 Çarşamba

Kurucunun Kızı - Amy Engel (Yorum)






                  Kitabın Adı: Kurucunun Kızı
                  Yazar: Amy Engel
                  Çevirmen: Merve Özcan
                  Yayınevi: Yabancı Yayınları
                  Sayfa Sayısı: 272
                  Basım Tarihi: 2015


     Merhaba! Tatilden faydalanıp okuyabildiğim kadar kitap okuyorum. İstanbul'a gitmem nedeniyle biraz geç bitirmiş de olsam kesinlikle keyif alarak okuduğm bir kitap oldu. Gelelim yoruma ^-^
      
      Büyük bir nükleer savaş sonrasında dünya yerle bir olmuş ve yaşayan sadece bir grup insan kalmıştır. Yaşayan insanları kimin yöneteceği ile ilgili bir artışma çıkmış ve kazanan takım Lattimer'lar olmuştur. Bunun üzerine her yıl kaybeden tarafın kızları kazanan takımdan bir oğlan ile evlendirilir. Bu sene evlenme sırası Ivy'e gelmiştir. Ancak Ivy diğer kızlardan farklı olarak başkanın oğlu Bishop ile evlendirilecektir. Çünkü Ivy, kurcunun kızıdır ve başkan kurucuların soyadını bitirmek istemektedir. Ancak birçok kişi yönetimden hoşnut değildir ve Ivy'nin ailesi gücünü geri almak istemekedir. Bu nedenle de Ivy'nin Bishop'ı öldürmesi gerekmektedir. Ancak her gün aynı evde kaldığı Bishop hiç de ailesinin anlattığı gibi bir çocuk değildir aksine çok çok iyi bir çocuktur. Zamanla Ivy Bishop'ı sevmeye başlar. Bu da işleri zorlaştırır çünkü ailesi onu öldürmek istemektedir.
Yalan söylemek istemeyen bir çocuk asla doğru söyleyemeyen bir kızla evlendi.
    Konu kısaca bu kadar. Yazarın kalemi çok hoşuma gitti akıcılığı bozacak cümleler kelimeler yoktu. Sizi çok meraklandıracak şekilde yazılmıştı ve bırakmak istemiyordunuz. Zorla bıraktım ben her seferinde elimde olsa kitabı bir günde bitirirdim.

    Ivy, zeki, açıksözlü, çekinmeyen bir kız. Bazı noktalarda beni çileden çıkardı özellikle kitabın sonlarında. Neden öyle yaptığını anlamadım bile ama umarım mantıklı bir açıklamasını ikinci kitapta görürüm. Bishop da çok zeki, güçlü, karşısındaki çok iyi yorumlayan ve iyi rol yapan bir çocuk. Ivy ondan sürekli şüphe etse de Bishop'ın hareketleri benim hep çok hoşuma gitti.

    Distopik romanlar okuyanların alışkın olduğu bir dünya vardı kitapta. Okurken bazen diğer romanları anımsattı bana ama kurgusu benim çok ilgimi çeken bir kitaptı ve gidişatı, akıcılığı, karakteri açısından bayıldım kitaba. Kitapta bazı şeyleri düşündüren yerler çoktu, aklımda pek çok sorular oluşurdu. Özellikle sonu çok meraklandırıcı bitti ve aklımdaki sorular ile ortada kaldım hemen ardından Devrimin Kızı'na başlayacağım.

   Aradığınız şey güzel bir distopik romansa bu kitabı kesinlikle öneririm. Hem konu hem de ilerleyiş açısından kesinlikle sizi tatmin edecek bir kitap olacaktır. Ivy'nin şüpheleri doğru çıkacak mı? Ivy, Bishop'ı öldürebilecek mi? Kitabın sonu nasıl bitiyor? Merak edenleri kitabı okumaya davet ediyorum ^-^

Puanım: